Zamanı durdurmanın yolları. Bu romanı okumayı iki gün önce bitirdim ancak kitap düşüncelerimde bitmiş değil. Üzerinde düşünülecek birçok fikir bıraktı ardında. Ki bence bu son zamanlarda çıkan romanlarda oldukça nadir bulunan bir özellik. Dostoyevski, Tolstoy, Balzac okuduğunuzda sadece bir romandaki geçen olayları okumazsınız. Karakterlerin söylediklerinde, düşündüklerinde olayın daha ötesinde felsefik bir mesaj vardır sanki hep. Bu romanı da bu özelliğinden dolayı çok sevdim sanırım, aslında seveni çok olacak ki ondan mütevellit çok kısa sürede 37 dile çevrildi. Hatta Benedict Cumberbatch’in de rol alacağı film çalışmalarına başlanmış bile.

(Yazıyı telefondan okuyorsanız yatay çevirip okumanız daha rahat bir okuma sağlayacaktır, iyi okumalar :))

Eğer bu yazıdan sonra kitabı okumaya karar verirseniz hemen okumakta fayda var, filmi izledikten sonra okuma gereği duymayıp filmde yer almayacak fikirleri kaçırabilirsiniz.

Kitap “albalar” hakkında, yani yavaş yaşlananlar. Bu kişiler sayıları çok olmamakla beraber bizim gibi normal insanların (kısa ömüre ithafen mayıs sinekleri olarak geçiyoruz kitapta) arasında kendilerini gizleyerek yaşıyorlar. Kitapta tüm olayları gözünden deneyimlediğimiz ana karakterimiz Tom Hazard da bir alba, Mart 1581’de doğmuş ve dört yüz küsür yaşında ancak kırk yaşında gibi görünüyor. Ve sorguluyor; hayatı, zamanı, geçmişi, insanları…

Mayıs sinekleri için hava hoş. En fazla otuz ya da kırk yıl daha yaşayacağınızı bilirken fazla bir sorun yok. O zaman küçük düşünmek kolay. Sabit bir bayrağı, sabit bir duruşu olan ülkedeki sabit bir şey olduğunuzu hayal etmekte zorlanmayabilirsiniz. Bunların bir anlamı olduğunu düşünebilirsiniz. Ne kadar uzun yaşarsanız hiçbir şeyin sabit olmadığını o kadar anlıyorsunuz. Yeterince uzun yaşayan herkes bir gün sığınmacı olacak. Milliyetlerin uzun vadede pek bir şey ifade etmediğini herkes anlayacak. Dünya görüşlerinin sarsıldığını ve çürütüldüğünü görecek. İnsan olmayı tanımlayan şeyin insan olmak olduğunu bir gün herkes anlayacak.
-Kitaptan

Biz okuyucular da tüm bu sorgulamaya eşlik ve tanıklık ediyoruz. Ne kadar bilim kurgu kitabıysa o kadar da gerçek aslında. Tüm düşünülenler, konuşmalar hayatın içinden kopup gelmiş gibi. Bu düşünce akışına kapılıp sürükleniyorsunuz. Sürüklenme kelimesini alelade kullanmıyorum aslında, karakterimiz bir an kendi deyimiyle herkesin bir ayağının dijital çukurda olduğu şu andayken bir anda bir şeyin yaptığı çağrışımla geçmişi düşünüyor. 1599, 1607, 1768, 1891, 1926 ve şimdi. Kitapta çok sık bir şekilde tarih değiştiriyorsunuz ama bu durumu hiç garipsemiyorsunuz. Gün içerisinde dalıp bir anınızı hatırlamanız kadar doğal geliyor. Daha da güzeli karakterimizin Shakespeare’le çalışmasına, Fitzgerald’la sohbetine, Kaptan Cook’la seferlere çıkmasına tanıklık ediyorsunuz. Kitaptaki bu tarih döngüsü herhangi bir tarih kitabı kadar olmasa da size bir şeyler öğretiyor; bazen bir replik, bazen bir tiyatro oyunu ya da zamana ait bir çalgı…

Tümüyle bir sahnedir yaşam;
Erkeklerle kadınlarsa hepsi bir oyuncu;
Biri çıkar öteki girer ve her biri
Kendine düşen sürede pek çok rol oynar.
-W. Shakespeare

“ Değişim hayatın ta kendisidir. Değişmediğini bildiğim tek şeydir.” diyor yazarımız. Biz de bu değişimi izliyoruz ve fark ediyoruz ki aslında her şey değişiyor ve hiçbir şey de değişmiyor. Kitapta bunun da aslında insan olmanın doğasından ve hatalardan ders çıkarmamaktan ileri geldiğini görebiliyoruz. Farklı kılıflar altında aynı duygular, aynı hatalar, aynı cehalet.

Yaşlandıkça tarihin verdiği esas dersi bütünüyle görebiliyorsunuz; insanlar tarihten ders almaz.
-Kitaptan

Yazar bize yaşatmak istediği olayları kullanırken kullandığı üslupta beni en çok etkileyen yaptığı teşbihler oldu. Bir duyguyu anlatmak için öyle zekice teşbihler yapmış ki sanki o duygu somut bir hale bürünmüş de elle tutulabilir gözle görülebilir bir hale gelmiş. Sadece kelimeleri kullanarak bunu yapabilmek çok güçlü bir yetenek olsa gerek. Mesela herhangi bir yalnızlıktan değil insanın içinde çöl rüzgarı gibi uğuldayan yalnızlıktan söz etmiş. Ya da karakterimizin uzun yaşamı sebebiyle kaybettiği sevdikleri yıldızlarla anlatılmış.

Ölmüyorlar. Tamamen değil. Hep içinizde yaşadıkları gibi, zihninizde de yaşamaya devam ediyorlar… Onları yeterince iyi hatırlıyorsanız uzun zaman önce sönmüş yıldızların parıltısının bilinmeyen sulardaki gemilere rehberlik edişi misali size yol göstermeye devam ediyorlar. Yaslarını tutmayı bırakıp onları dinlemeye başlarsanız hayatınızı değiştirme gücüne sahipler. Kısacası, kurtuluşunuz olabilirler.

Belki de çok fazla alıntı yaptım kitabı anlatmaya çalışırken. Ama bir şekilde bir kelimeyi bile değiştirirsem büyüsünü bozuyormuşum gibi hissediyorum. Aslında uzun lafın kısası sadece olay romanı değil bu kitap. Kitap okurken beni etkileyen bölümleri defterime geçiririm, bu kitabın epey bir sayfa işgal ettiğini söylemek bir kıstas sayılabilir belki :). Buraya sadece not ettiklerimin küçük bir kısmını aktarabildim. O yüzden kitabı hem daha fazla fikri sorgulamak hem de burada aktarmaya çalıştıklarımı bir olay bağlamında daha anlamlı ve kalıcı hale getirmek için okumanızı tavsiye ederim.

Bu yazıyı bu kitapta beni en fazla etkileyen paragrafla bitirmek istiyorum. Umarım size de düşünecek bir şeyler verir.

Ölmek nasıl bir ansa yaşamak da bir an. Gözlerini kapar ve bütün gereksiz korkuların çözülüp gitmesine izin verirsin. Sonra korkudan muaf olan bu yeni varoluş halinde kendine sorarsın: Ben kimim? Şüpheler olmadan yaşayabilseydim neler yapardım? Haksızlığa uğrama korkusu olmadan yaşayabilseydim neler yapardım? Acıdan korkmadan sevebilseydim? Yarın o tadı nasıl özleyeceğimi düşünmeden bugünün tadını çıkarabilseydim? Zamanın geçişinden ve sevdiklerimi benden çalabileceğinden korkmamış olsaydım? Evet. Ne yapardım? Kimleri umursardım? Ne için savaşırdım? Hangi yollarda yürürdüm? Nelerden haz alırdım? İçimdeki hangi gizemleri çözerdim? Kısacası nasıl yaşardım?

 

Buraya kadar gelip yazıyı okuduysanız çok teşekkür ederim. Bu kitapla ilgili düşünceleriniz neler ve kitabı okumayı düşünüyor musunuz? Yorumlara görüşlerinizi yazabilirsiniz. Ayrıca kitap önerilerine de açığım, son zamanlarda sizi etkileyen kitaplar neler?

Share: